Diyette soslu makarna yenir mi ?

Sahne Sihiri

New member
Diyet Yaparken Soslu Makarna Nasıl Daha Dengeli Olabilir?

Buradan sonra kendi soframda bazı küçük değişiklikler yaptım.

Makarnayı tamamen çıkarmak yerine porsiyonumu kontrol etmeye başladım.

Sosu ise mümkün olduğunca sebze ağırlıklı hazırladım. Domates, biber, mantar, kabak, soğan ve sarımsak gibi malzemeler hem lezzeti artırıyor hem de tabağın hacmini yükseltiyordu.

Zeytinyağını tamamen yasaklamadım ama “sağlıklı yağ” olduğu için sınırsız kullanmanın da mantıklı olmadığını kabul ettim.

Çünkü burada önemli bir ayrıntı var:

Bir besinin kaliteli olması, sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmiyor.

Zeytinyağı bunun en güzel örneklerinden biri. Beslenme açısından değerli bir yağ olabilir fakat enerji yoğunluğu yüksek olduğu için miktarı yine önem taşıyor.

Aynı durum peynir, krema, tereyağı ve pesto gibi sos malzemeleri için de geçerli.

Örneğin domates bazlı bir sos ile makarnayı hazırlayıp üzerine ölçülü miktarda peynir eklemek, “sossuz makarna yemeliyim” düşüncesinden çok daha sürdürülebilir gelmeye başladı.

Bir başka değişiklik de makarnayı protein ve sebzeyle eşleştirmek oldu.

Tavuk, ton balığı, baklagiller veya yoğurt gibi seçeneklerle öğünün protein içeriğini artırmak mümkün.

Buradaki amaç makarnayı “masumlaştırmak” değil.

Makarna zaten suçlu değil.

Sadece tabağın bütününü daha dengeli hale getirmek.

Bir Akşam Sofrasında Diyetin Sosyolojik Tarafını Fark Ettim

Bir cuma akşamı birkaç arkadaşımızla sofraya oturduk.

Ortada büyük bir makarna tenceresi vardı.

Herkes kendine göre tabağını hazırladı. Birimiz bol sos aldı, diğerimiz daha az. Bir arkadaşımız peynir ekledi, başka biri salata aldı.

Sohbet ilerledikçe fark ettim ki, yemek yalnızca “besin” değildi.

Hepimiz farklı hayat hikâyelerimizi aynı sofraya getiriyorduk.

Elif, ailesinde pazar akşamlarının makarna günü olduğunu anlattı.

Mert ise üniversitede yaşarken makarnanın onun için ekonomik ve hızlı bir çözüm olduğunu söyledi.

Ben de öğrencilik yıllarımda gece geç saatlerde arkadaşlarla hazırladığımız makarnaları hatırladım.

Bir yiyeceğin hayatımızdaki anlamı bazen besin değerinden çok daha büyük olabiliyor.

Bu nedenle katı diyet kuralları, insanların sosyal yaşamını da etkileyebiliyor.

“Bunu yiyemem.”

“Ben diyetteyim.”

“Bana ayrı yemek yapın.”

Bu cümleler bazen gerekli olabilir; fakat sürekli hale geldiğinde yemek, paylaşım alanı olmaktan çıkıp bir stres kaynağına dönüşebiliyor.

Sağlıklı beslenmenin sosyal boyutunu da hesaba katmak gerekiyor.

Çünkü sürdürülebilirlik yalnızca pazartesi günü başlayıp cuma günü bozulan bir program değildir.

Sürdürülebilirlik, doğum günü masasındaki pastayı, aile yemeğini, arkadaş buluşmasını ve yoğun iş gününü de hesaba katabilmektir.

“Peki Diyette Soslu Makarna Yenilir mi?” Soruma Sonunda Cevap

Evet, çoğu insan için dengeli bir beslenme planının içinde soslu makarna yer alabilir.

Ama burada “evet” kelimesinin yanına birkaç önemli not koymak gerekiyor.

Her sos aynı değildir.

Her porsiyon aynı değildir.

Her insanın enerji ve besin ihtiyacı aynı değildir.

Kilo verme hedefi olan bir kişinin toplam enerji alımı, fiziksel aktivitesi, yaşına, bedenine ve sağlık durumuna göre değişebilir. Diyabet gibi özel bir sağlık durumu, sindirim sorunları veya başka tıbbi gereklilikler söz konusu olduğunda ise kişisel değerlendirme için diyetisyen veya doktor desteği önemlidir.

Dolayısıyla “diyette makarna yasaktır” demek ne kadar basitse, “makarnadan istediğin kadar yiyebilirsin” demek de o kadar eksik kalır.

Bence daha doğru soru şu:

“Makarnayı beslenme düzenimin içine nasıl dengeli biçimde yerleştirebilirim?”

Bu soru yasaklardan çok planlamaya kapı açıyor.

Ve açıkçası benim için bütün hikâyenin dönüm noktası da buydu.

Son Tabak: Makarna Hakkında Düşüncem Neden Değişti?

O gece yine makarna yaptım.

Bu kez tabağın karşısında suçluluk hissetmedim.

Domatesli sos hazırladım. İçine mantar, biber ve sarımsak ekledim. Makarnanın miktarını abartmadım. Yanına büyük bir salata koydum.

Sonra sofraya oturdum.

Mert mesaj attı:

“Kalori hesabını yaptın mı?”

Gülümsedim.

“Elbette. Ama bu sefer sadece kaloriyi hesaplamıyorum.”

Elif hemen cevap verdi:

“Ne hesaplıyorsun?”

“Yemeğin hayatımda kapladığı yeri.”

Bir süre sonra üçünün de aynı noktaya geldiğini fark ettim.

Mert'in stratejisi bana porsiyonu ve toplam dengeyi hatırlatmıştı.

Elif'in yaklaşımı ise yemekle kurduğum ilişkinin önemini göstermişti.

Benim çıkardığım sonuç ise ikisinin arasında bir yerdeydi:

Diyet, sevdiğimiz yiyeceklerle savaşmak değil; onları daha bilinçli biçimde hayatımıza yerleştirmeyi öğrenmek olabilir.

Soslu makarna da bunun güzel örneklerinden biri.

Bir tabak makarna tek başına kilo aldıran sihirli bir yiyecek olmadığı gibi, tek başına sağlıklı beslenmenin sembolü de değil.

Porsiyon, sosun içeriği, yanında tüketilen yiyecekler, günün geri kalanı ve kişinin genel beslenme düzeni birlikte düşünülmeli.

Belki de artık “Makarna diyeti bozar mı?” diye sormak yerine “Bu tabağı nasıl daha dengeli hale getirebilirim?” diye sormak daha anlamlı.

Çünkü bazen sağlıklı beslenmedeki en büyük değişiklik, tabağımızdaki yiyecekleri değil, onlara bakış biçimimizi değiştirmekle başlıyor.

Siz olsanız o üç tabaktan hangisini seçerdiniz?

Ve daha önemlisi: Diyet yaparken sizi en çok zorlayan şey gerçekten makarnanın kendisi mi, yoksa sevdiğiniz yiyecekleri tamamen hayatınızdan çıkarmanız gerektiğine dair düşünce mi?

Bu sorunun cevabı belki de herkes için farklı.

Ama benim için artık bir tabak domates soslu makarna, diyetin karşısında duran bir düşman değil.

Doğru porsiyonla, uygun malzemelerle ve dengeli bir öğünün parçası olarak sofradaki yerini koruyabilecek sıradan bir yemek.

Belki de mesele makarnayı bırakmak değil.

Makarna ile nasıl bir ilişki kurduğumuzu öğrenmek.
 
Üst